6 Mart 2013

kırılgan

hayatın kırılgan bir şey olduğunun farkında olmayanlarla yolum kesişmesin.

mahrem

yazmanın mahremi bütün mahremlerden daha kutsal ve içten bir mahremlik. insan kendi kelimelerinde dünyayı anlamaya veya anlatmaya kalkışmıyor, insan kendi kelimelerinde tıpkı o çocukluktaki koltuk minderlerinden yuvalar yaparcasına kendine sığınaklar, yuvalar kuruyor. oralara sığınıyor. oralarda kendi başına o ana rahmindeki sessizliğe ve hareketsizliğe ve hatta düşüncesizliğe varmak istiyor. o yüzden yazan bir insanın yazılarını bilmeyen kişi onu tanıyamaz, onu anlayamaz. kelimelerimize özen gösterin lütfen. onlar bizim koltuk minderlerimiz.

bakmak bozar.

konuştuğumuz zamanlarda birbirimizi anlamayı çok denedik ama en çok sustuğumuz zamanlarda birbirimizi anladık.

28 Şubat 2013

ah sıla ah

dönüp dolaşıp başa saran kelimelerim var. kaçan uykularım. eriyen bir bedenim. gün aydınlanmadan hırpalanmış bir yürekle uyanıyorum. bir o yana bir bu yana dönüyorum. ve her şeyi her ayrıntısıyla başa sarıyorum. bir cinayetin delilini ararcasına itinayla. her detaya her kareye tekrar tekrar bakıyorum. sonra susuyorum tekrar. o susuşları özlediğim için susuyorum. ne düşünüyorsun? hemen söylemelisin aklından geçeni. içine bir şeyler katmadan ve yalan dolan çevirmeden. oyunun kuralı bu. iki gündür içtiğim sigaralarda bile seni anıyorum. çöken yanaklarıma bakıyorum. hayat kısa. kuşlar uçuyor. güneşli günler geçiyor. bütün yollar beraber geçtiğimiz yollara çıkıyor. sonra derin dalışlar. bir kez daha ah çekiyorum. ah sıla ah diyorum.

24 Şubat 2013

yalnız bir opera - murathan mungan

                      Bana Zamandan söz ediyorlar
Gelip size Zamandan söz ederler
Yaraları nasıl sardığından, ya da her şeye nasıl iyi geldiğinden. Zamanla ilgili bütün atasözleri gündeme gelir yeniden. Hepsini bilirsiniz zaten, bir ise yaramadığını bildiğiniz gibi. Dahası onlar da bilirler. Ama yine de güç verir bazı sözler, sözcükler,
öyle düşünürler.
Bittiğine kendini inandırmak, ayrılığın gerçeğine katlanmak, sırtınızdaki hançeri çıkartmak, yüreğinizin unuttuğunuz yerleriyle yeniden
karşılaşmak kolay değildir elbet. Kolay değildir bunlarla baş etmek,
uğruna içinizi öldürmek. Zaman alır.
Zaman
Alır sizden bunların yükünü
O boşluk dolar elbet, yaralar kabuk bağlar, sızılar diner, acılar
dibe çöker. Hayatta sevinilecek şeyler yeniden fark edilir. Bir
yerlerden
bulunup yeni mutluluklar edinilir.
O boşluk doldu sanırsınız
Oysa o boşluğu dolduran eksilmenizdir

gün gelir bir gün
başka bir mevsim, başka bir takvim, başka bir ilişkide
o eski ağrı
ansızın geri teper.
Dilerim geri teper. Yoksa gerçekten
Bitmişsinizdir.

Zamanla yerleşir yaşadıkların, yeniden konumlanır, çoğalır, anlamları
önemi kavranır. Bir zamanlar anlamadan yaşadığın şey, çok sonra değerini
kazanır. Yokluğu derin ve sürekli bir sızı halini alır.

Oysa yapacak hiçbir şey kalmamıştır artık
Mutluluk geçip gitmiştir yanınızdan
Herşeye iyi gelen Zaman sizi kanatır


ölmüş saadeti karşılaştır yaşayan mutsuzlukla
günlerin dökümünü yap
benim senden, senin benden habersiz alıp verdiklerini
kim bilebilir ikimizden başka?
sözcüklerin ve sessizliklerin yeri iyi ayarlanmış
bir ilişkiyi, duyguların birliğini, bir aşkı beraberlik haline getiren
kendiliğindenliği
yani günlerimiz aydınlıkken kaçırdığımız her şeyi
bir düşün
emek ve aşkla güzelleştirilmiş bir dünya
şimdi ağır ağır batıyor ve yokluğa karışıyor orada
ölmüş saadeti karşılaştır yaşayan mutsuzlukla
Bunlar da bir ise yaramadıysa
Demek yangında kurtarılacak hiçbir şey kalmamış aramızda