22 Şubat 2013
amour
my oblivion
She's my oblivion - it's to her I run
Out on the balcony - she waits for me
Out on the boundary - she smiles
She's my oblivion
Which way to turn?
The edges of our love are in the stars
And on the balcony
She waits for me
Out on the boundary
She smiles
Make this alive
Good days are back
Open your eyes when it falls
Come back to the air
I can't tell you what you already know
I can't make you feel what you already feel
I can't show you what's in front of you
I can't heal those scars
She's my oblivion
And my skin burns
Her hands all over me
She whispers:
“The edges of our love are in the stars? (choir)
Good days are alive
Good days are back
Open your eyes when it falls
Come back to the air
So look down to the street below
Don't look up to the stars above
You look around
See what's in front of you
Don't look down, don't look down
Can you see the light?
It shines onto us tonight
Can you see the light?
It's all around you
Out on the balcony - she waits for me
Out on the boundary - she smiles
She's my oblivion
Which way to turn?
The edges of our love are in the stars
And on the balcony
She waits for me
Out on the boundary
She smiles
Make this alive
Good days are back
Open your eyes when it falls
Come back to the air
I can't tell you what you already know
I can't make you feel what you already feel
I can't show you what's in front of you
I can't heal those scars
She's my oblivion
And my skin burns
Her hands all over me
She whispers:
“The edges of our love are in the stars? (choir)
Good days are alive
Good days are back
Open your eyes when it falls
Come back to the air
So look down to the street below
Don't look up to the stars above
You look around
See what's in front of you
Don't look down, don't look down
Can you see the light?
It shines onto us tonight
Can you see the light?
It's all around you
21 Şubat 2013
she is my oblivion
14 Şubat 2013
çocukluk
http://grooveshark.com/s/Alinma+Agliyorsam/4YWiqO?src=5
çocukluğumu hatırlıyorum. hatırlamaya değer tek şey çocukluktur zaten. o çok bahsettiğim "içimiz" de zaten çocukluğumuzdan kalan tek hatıradır. yani içimiz bize çocukluğumuzdan kalan bir mirastır.
11 Şubat 2013
aristoteles
Büyük İskender,ünlü bir filozof olan hocası Aristo'ya sorar:
"Zaptettiğim topraklardaki insanları yönetimim altında tutmak için ne yapmalıyım?Ülkenin ileri gelen insanlarını sürgüne mi göndereyim,hapse mi atayım,yoksa kılıçtan mı geçireyim?"
Aristo; Sürgünde toplanıp sana karşı başkaldırırlar der ilk şıkkı eler.Hapishaneler militan yuvası olur;kontrolden çıkar der ve ikinci şıkkı eler.Kılıçtan geçirirsen onlardan sonraki kuşak intikam hırsıyla büyür,tahtını sallar der üçüncü şıkkı eler.
Ve şu nasihatı verir:"İnsanların arasına nifak tohumları ekeceksin.Onlar birbirleriyle savaşırken sen kendini hakem olarak kabul ettireceksin.Ama anlaşmaya giden bütün yolları tıkayacaksın."
"Zaptettiğim topraklardaki insanları yönetimim altında tutmak için ne yapmalıyım?Ülkenin ileri gelen insanlarını sürgüne mi göndereyim,hapse mi atayım,yoksa kılıçtan mı geçireyim?"
Aristo; Sürgünde toplanıp sana karşı başkaldırırlar der ilk şıkkı eler.Hapishaneler militan yuvası olur;kontrolden çıkar der ve ikinci şıkkı eler.Kılıçtan geçirirsen onlardan sonraki kuşak intikam hırsıyla büyür,tahtını sallar der üçüncü şıkkı eler.
Ve şu nasihatı verir:"İnsanların arasına nifak tohumları ekeceksin.Onlar birbirleriyle savaşırken sen kendini hakem olarak kabul ettireceksin.Ama anlaşmaya giden bütün yolları tıkayacaksın."
9 Şubat 2013
fazla
arabaya bindiğimde yağmur yağıyordu. önümdeki düz yolun ilerisinde yanan yeşil trafik lambası ve müzik gerçekten uyumluydu. yavaş yavaş yukarı tırmandıkça yağmur kara dönmeye başladı ve etraf bembeyazdı. işte o zaman sana haykırmak istedim. yalnızlığımızın bir kıymeti yok. gördüğüm bunca güzellik bana fazla geldiği için yanımda olmanı istiyorum. o güzelliklerin daha güzelleşebilmeleri için içimden ve varoluşlarından çıkıp yansımaları gerek. yansıyarak çoğalmaları gerek. o güzelliklerin çoğalması ise bizim o güzelliklerin içinde kendimizi kaybedebileceğimiz kadar etrafımızı çevrelemesi demek. lapa lapa kar yağıyordu. yollar bomboştu. trafik ışıkları bir dans şarkısına eşlik edercesine yanıp sönüyordu. ben yine yoldaydım. yine yolun büyüsüne kapılıyordum. yine güzellikle başedemiyordum. kötülükle herkes başedebilir. güzellikle başedebilmek ise ancak elele olacak iştir. kar yağıyordu, şehrin ışıkları altın sarısıyla boyuyordu sokakları radyodaki şarkı ağacın dalları ve bütün detaylar son derece uyumluydu. sana haykırmak istiyordum. bütün bu güzellikler bana fazla geliyordu.
3 Şubat 2013
yalın-ız-lık
bütün bu yalnızlığın şahenk, bizimle yani biz insanlarla hiç ilgisi olmadığı bir alan vardır. bunu hiç hissettin mi bilemiyorum tabi. ama o alanı hissettiğin zaman yalnızlığının kıymetini anlarsın. orada yine yalnızsındır ama içi çok dolu bir yalnızlıktır bu. birçok yalnızlıklar orada buluşmuş hercümerç olmuştur. oraya ilk varışımda evrenimizin dağılma eğilimi gelmişti aklıma. çünkü burada her şey tam tersine birleşme eğilimindeydi. bütün yalnızlıklar diğer yalnızlıklarla ortaklıklarını bulup bulup kümeleniyorlardı. büyüyüp o kütle içinde kaynaşıyorduk ve hala yalnızdık. bütün bunlar uzayın orta bir yerinde oluyordu. tıpkı gezegenin de uzayın orta bir yerinde oluşu misali. bir kayanın üzerinde uzayın içinde aklın almayacağı hızlarda bir yolculuk yapıyorduk. buna hayat deniyordu. üzerimizden yıldız kümeleri, galaksiler, nebulalar, ve milyonlarca gök cismi geçerken biz hala buradaydık. ağaçları kesip karton bardaklar yapmakla uğraşıyorduk. evet hep uğraşıyorduk. bir türlü bizi bir başımıza bırakmıyorlardı. sürekli o birileri tanımadığımız halde gelip hayatımızın orta yerine oturuyordu ve bize hükmetmeye kalkıyordu. kalkışması yetmezmiş gibi biz de hemen ellerimizi kaldırıp teslim oluyorduk. işin tadı her defasında daha fazla kaçıyordu. kişi eylemeyi sevse eylemesi eylem olmaktan çıkacak. işte buradaki sevme, yapmadan yapmayı (wei-wu-wei) açıklıyor. buna sevgi bile denmeyebilir. bu uzayın boşluğunda kendiliğinden dönen gezegenlerin kendiliğindenliği belkide. kişi kendi-liğinden yaşamalı. kendi olmasından dolayı yani. kendi olmasının yörünge enerjisiyle savrulmalı. bu kendiliğindeki yeknesak yalnızlıkla ancak o diğer yalnızlıklara doğru savrulabilir. o yalnızlıkların kümelenişiyle yıldızların kümelenişi arasında bir fark yoktur. yıldız kümelerinin diğer büyük yıldız kümlerini çekmesi sonra birbirlerine çarpması ve sonra yepyeni yıldız kümelerinin oluşması misali, bizler de yalnızlığımızla başka yalnızlıklara çarparız. o yalnızlıklar ki milyonlarca başka yalnızlıkla kümelenmiş haldedirler. biz bir yalnızlıkla bir yalnızlığa çarptık zannederiz. gündelik hayatın küçük merceği bizi böyle görmeye, böyle algılamaya zorlar. halbuki olan bütün bir insanlık sorunudur. ortada devasa bir dram vardır bile denebilir. biz iki kişi birbirimize çarptığımızı sandığımız o anda, o derin parçalanmanın sesleri, kokuları, bulutları, hızları ortaya çıkarken, bütün o büyük kümeler halindeki yalnızlıklarımız da bizimle çarpışmıştır. insan bazen yaşadığı acıları büyütmemek eğiliminde olur. yaşananın basit fazla önemsenmemesi gereken fazla dramatize edilmemesi gereken bir şey olduğunu düşünür. ama kalbi öyle demez. kalbi deliler gibi atar. susmaz. işte o anlardaki acılar bizim gerçek yalnızlığımızın acılarıdır. o acılar bütün o kümelenmiş yalnızlıkların ortak diline dönüşür. bu tek kişilik bir şey değildir artık. tek bir yıldızın ölümü doğumu ya da çarpışması değildir. bir yıldız kümesinin diğer yıldız kümesine doğru hareketidir. renkler canlı ve rengarenktir. acılar da öyle.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


