kaç yaşındayım. 16? 18? 25? 36? 45? şarkı gelip yine boğazıma bir düğüm olarak oturuyor. hani hep seninle aynı şeyi konuşuyoruz ya şahenk. çünkü aslında konuşmaya değer başka çok az şey var. o yüzden de doğru şeyi bulduğun zaman onun hakkında bol bol konuşmak gerek. düşünmek gerek. düşünmek zaman zaman zayıf kalabilir çünkü kafalarımız çok karışık varlıklardır. bir rüzgarın önünde uçuşan toz tanelerini düşünürken birden kendini yemyeşil bir ormanın ortasında da bulabilirsin. dedim ya kafalarımız karışıktır. uçuşur, dağılır, başka yerlere gider. halbuki konuşmak bizi biraz daha çizgide tutar. düşüncenin peşinden gidebiliriz ve o da bizim peşimizden gelir. toz taneleri. uçuşan toz taneleri. rüzgarda uçuşan toz taneleri. rüzgarda uçuşan toz taneleriyiz şahenk. yani bu tanımlama seninle aramızdaki konuşmaların çok kısa çok yekten bir özeti gibi. çünkü biz bu garip hayalde, iki duvara çok şiddetli çarptık şahenk. biri hiçbir şeyin kalıcı olmadığıydı. bu ilk çarpışmamızı dün gibi hatırlıyorum. serin bir deniz yüzeyine çarpmak gibi ferahlatmıştı beni ilk anlarında. fakat sonrasında boğulmaya benzer bir paniğe kapılmıştım. çünkü bilirsin işte aydınlanma çok karanlık bir şeydir. sonra ikinci çarpışma. o daha gürültülü oldu sanırım. daha gürültülü ama daha sakin. gözlerimde büyük bir dinginlikle karşıladım onu. toz zerrelerinin hareketini en azametli bilgisayarlarımızla bile asla ve asla hesaplayamayacağız, şahenk. yani dönüp dolaşıp aynı sıkıcı yere çıkıyoruz. entropi. dağılıyoruz. hem de düşündüğümüzden daha büyük bir hızla. düşündüğümüzden daha büyük bir evrende ve düşündüğümüzden daha rastgele. o yüzden şahenk şimdilerde en çok gök cisimlerini (celestial objects) düşünüyorum. büyük bir boşlukta çok yüksek hızlarla bir şeylere çarpana kadar (bu bazen sonsuz diyebileceğimiz kadar uzun bir zaman) hareketlerine devam ediyorlar. bir uçak kalktığı zaman bir iki dakika sonra arkasından bir uçak kalkabilir çünkü uçaklar da göksel cisimlere benzer şekilde hareket ederler. o yüzden onları izlemeye de bayılıyorum. büyük bir boşlukta yüksek bir hızla durmadan ilerliyorlar. bizler büyük bir boşlukta yüksek hızlarda ilerlemiyoruz şahenk. toz taneleriyiz. geçiçi toz taneleri. çok sıradan. çok gelişigüzel. çok kırılgan. şans da var işin içinde, et de var kemik de. yıldızlar da var. tozlar da. haikuda bahsi geçen nem de var. buddhanın gülümsemesi de var. çokça korku var. ah insan sana sadece korkak da diyebilirdim. oysa şahenk düşünsene sonsuz bir uzayda, yüksek hızlarda ilerleyen bir yıldız ya da gezegensin. koca bir gezegen. koca bir gezegen.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder